





|
Türk şiirinin 'uçbeyi' İlhan Berk vefat etti
29 Agustos 2008 03:21
Neredeyse her dizesi bir tür aydınlanma ânına, 'durum'a işaret eden, okuyucuyu kolaylıkla 'şiir haline' sokan güçlü bir şiir. Onun Türk edebiyatındaki... ![]() İlhan Berk sayısız şiirle "Şiirin Gizli Tarihi"ni yazdı. Denizi, sesleri, kayaları, otları, (çok yaşasın) sayıları yazdı. Şiirindeki o bilgece ses, sahip olduğu çok hassas şiir sezgisi kadar onca yıl Bodrum'da geçirdiği neredeyse bir inziva hayatından geliyor gibiydi. "Sokağa şair gibi çıkmak lazım, her baktığın şeyde şiir görmeye çalışmak lâzım" derdi. Turgut Uyar, "Şiir olmasaydı, İlhan Berk onu icat ederdi" diye boşuna dememişti. Şiiri bir anlam sorunu olarak değil dil sorunu olarak görüyordu. Bu, saf şiiri savunan yaklaşımının yanında özellikle son yıllarda felsefeyle yakından ilişki kurmaya çabaladı. Wittgenstein'ın "Felsefe de şiir gibi kurulmalıdır" cümlesi onu Tümceler Geliyorum kitabına götürmüştü. İlhan Berk'in şiiri, örneğin Anday'ınki gibi bir düşünce şiiri değildi ama şiirle düşünce arasındaki 'adlandırılamayan' bölgede olan şeyi arıyordu. Şiirle yetinmeyi bildi İlhan Berk şiirini bu kadar güçlü ve saf kılan şey, onca şey okumuş, her düşünceye, her nesneye şiiri bulmak için bakmış, şiire varmak için biyoloji, coğrafya, ortaçağ kitaplarını didik didik etmiş şairin, şiir yazma ânında bütün bildiklerini unutmayı başarmasıdır. Şiirin düşünceyle ilgisinin olmadığını göstermiş olmasıdır. Tümceler Geliyorum kitabıyla ilgili Gonca Özmen'e verdiği söyleşide (Kitap Zamanı, Ağustos 2007 / galiba verdiği son uzun söyleşiydi) şöyle demişti: "Freud'un şu sözünü hiç unutmam. Biliyorsunuz Freud, bilinçaltının habercisidir. Şöyle der: 'Ne zaman bilinçaltına insem, benden önce bir şairin oraya girdiğini görürüm.' Biz şairler, besteciler, ressamların kaynağı yalnız ve yalnız bilinçaltıdır. Bilinçaltıyla yıkanmamış bir şiire, şiir diye de bakamam. Benim anlama karşı düşmanlığım da budur." Bir okurun İlhan Berk'ten öğreneceği şey, şiiri 'anlamaya' çalışmamaktır. Bir şairin ondan öğreneceği şeyse yazmayı bir alışkanlık diye görmemek, kalemi hep aynı heyecanla tutmak olmalı. İlhan Berk'in ardından, geride bıraktıklarını düşünürken onun çok iyi bir günlükçü, şair bir düzyazı ustası, vasat sayılmayacak bir ressam ve Orhan Veli'yle birlikte edebiyatımızdaki en iyi şiir çevirmeni olduğunu da unutmamak gerekir. İlhan Berk şiirle yetinmeyi bilmişti. Başka arayışlara girmedi, başka maceralara atılmadı. Bu yüzden belki kimi şairlere göre daha az sayıda ama edebiyatın ne olduğunu daha iyi bilen okurları var. Yaz sonu büyük bir şairin ölümünün hüznünü en iyi o okurlar bilir. Ve onlar için, Cemal Süreya'nın hayattayken İlhan Berk'e sunduğu o insanı gülümseten mezar taşı dizeleri, bugün hiç olmadığı kadar hüzünlü: "70.000 aşk ve 90.000.000 dize / Ünlü şair İlhan Berk burda yatıyor!" İkinci Yeni'nin öncüsüydü Türk şiirinin çınarlarından İlhan Berk, hayatının son 40 yılını geçirdiği Bodrum'da, dün 90 yaşında hayata gözlerini yumdu. Necatigil'in deyimiyle 'şiirimizin uçbeyi' İlhan Berk, yaklaşık 10 gündür prostat kanseri ve kronik böbrek yetmezliği şikayetiyle tedavi gördüğü Bodrum Devlet Hastanesi'nde kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Şairin cenazesi, yarın Bodrum Adliye Camii'nde kılınacak öğle namazının ardından Türbe Mezarlığı'nda eşi Edibe Hanım'ın yanına defnedilecek. 1918'de Manisa'da doğan İlhan Berk'in ilk şiirleri Manisa Halkevi dergisi, Uyanış, Varlık, Çığır gibi dergilerde çıktı. 1944 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nün Fransızca Bölümü'nü bitirdi. Destansı yönünün ağır bastığı, adeta bir Türk Walt Whitman'ı olarak adlandırıldığı dönemde İstanbul (1947), Günaydın Yeryüzü (1952), Türkiye Şarkısı (1953) ve Köroğlu'nu (1955) yayımladı. 1953 yılına kadar çıkardığı kitaplarla gerçekçi bir şair görüntüsü veriyordu. 1953'te Yenilik dergisinde yayımladığı "Saint Antoine'ın Güvercinleri" de İkinci Yeni adını alacak şiir akımının habercisi oldu. Bu özellik daha sonraları gelişerek sürdü ve İlhan Berk'in özgün tutumu durumuna geldi. Giderek İkinci Yeni şiirinin öncüsü ve en güçlü savunucusu olarak anılmaya başladı. Çeşitli nesneleri, kent, sokak gibi olguları ayrıntılı bir "kimlik kartı" somutluğu taşıyan bir biçimde şiirleştirdi. Berk, 1979'da ''Kül'' ile TDK Şiir Ödülü, ''İstanbul'' ile 1980 Behçet Necatigil Şiir Ödülü, 1983'te ''Deniz Eskisi'' ile Yedi Tepe Şiir Armağanı'nı, 1988'de ''Güzel Irmak'' ile Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Şair son yıllarda açtığı resim sergileriyle de dikkatleri çekti. Hilmi Yavuz: Şiirini çoğaltan bir şairdi İlhan Berk, Türk şiirinin en özgün adlarından biriydi. Onun, şiirini sürekli olarak değiştirdiğini ve yeni arayışlara açık tuttuğunu biliyorum. Bu, Türk şiirinde çok görülen bir özellik değildir. Genellikle şairlerimiz belli bir ustalığa ulaştıktan sonra, o ustalığı devam ettirirler, tekrarlamakla yetinirler. İlhan Berk, sürekli şiirini değiştiren ve çoğaltan bir şairdi. Bir dostum ve ağabeyim olarak kendisini çok özleyeceğim. Ahmet Oktay: Şiirlerini çok özleyeceğiz İlhan Berk, çağdaş Türk şiirinin en verimli ve en değişken şairlerinden biriydi. Belki de en genç şairiydi demek lazım. İlhan, her yeniliğe açık ve hazır bir arkadaşımızdı. Çok üzgünüm. İlhan'ın şiirlerini çok özleyeceğiz. Haydar Ergülen: Türk şiirinden daha ilerideydi Cumhuriyet dönemi Türk şiirine tanıklık etmiş bir şair. Hatta yaşı Cumhuriyet'ten de büyük bir şair. Kendi kuşağım için şunu söyleyebilirim ki en önemli şairlerimizden biriydi. Örneklediğimiz ve kendini yenileyen bir şairdi ve sonuna kadar şairdi. Bütün şiir hareketlerini izlemiş, bazılarının içinde yer almış, bazılarına öncülük etmiş bir şair. Ben onun her zaman Türk şiirinden daha ileride bir şair olduğunu düşünüyorum. Birhan Keskin: Çok canım yanıyor Bu haber benim kendimi hazırladığım bir şeydi, fakat anladım ki böyle bir şeye hazırlanılamıyormuş. Çok üzgünüm ve çok canım yanıyor. Onu ve şiirini seven herkes için acı bir haber, ama benim için, Gonca Özmen ve Ahmet Güntan için biraz daha farklı bir acı. Son yıllarda çok yakın dostluğumuz vardı. O zaten büyük bir şairdi. Bana bir şey söylemek düşmez. Ömer Erdem: Türkiye'nin en arayıcı şairlerindendi İlhan Berk, Türkiye'nin en arayıcı şairlerindendi. Şifalı otları arar gibi aradı, Türkiye'de şiiri ve ismi sadece İlhan Berk olan bir şiir yazdı. Modern şiirimize bir başlangıç ve temsilci şair arayacak olsaydık kolaylıkla İlhan Berk'in ismini verebilirdik. Aynı zamanda iyi bir eleştirmendi. Şiire hem poetik bağlamda hem de Türk şiirinin bütünlüğüne bakmak bağlamında özgün bir üslup içinde yeni görüşler getirdi. Ondan ölümsüz bir mısra söylemek isterim: "Su Tanrı'nın yüzünü görmüştür". Gonca Özmen: Koca bir suydu hiç dinmeyecek olan İlhan Berk sözcüklerin hayatını yaşadı yeryüzünde. Hep arayışlar, yenilikler peşinde koştu. Koca bir suydu hiç dinmeyecek olan. Suyun toprakta kayboluşu gibi toprağa karışacak yavaş yavaş. Fakat eminim ki geniş zamanlı tümceler kurmaya devam edecektir İlhan Berk. Doğa ve şiir büyük aşığını kaybetti. Haydar Ergülen'in bir dizesi vardır: "Bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım". Sözcükler de ben de onun anısını ağırlamakla geçireceğiz hayatımızı. Bu haber 502 defa okundu. |
Kültür-Sanat
Son Dakika
|
|
|
|